13.4.10

Hal ve Gidişim

Bugün kedi patilerinin karnımı dürtüklemesinden hemen sonra gözlerimi açtım.
Kolumdaki saate baktım 6.58. 2 dakika sonra saatim çalacak. Tekrar kapadım gözlerimi. Dalarken çaldı saatim. 3 dakika sonra yine çalsın diye erteledim. Sonra tekrar erteledim. Tekrar, tekrar, tekrar... 10 ya da 11 kere. Sonra çıktım yataktan. B uyanmamıştı. Banyodaki işlerimi hallettikten sonra uyanır o. Banyoya girdim, kedi de geldi. Duş almaya karar verdim. Saat 7.30'du, 8'de evden çıktığımda ancak yetişiyordum işe. Duş kararı geç kalmak adına da verdiğim bir karardı yani.

Çıktım banyodan. Giyindim saçlarımı kuruttum. Dişlerimi fırçaladım. Parfüm sıktım. B'den 5 dakika sonra evden çıkmıştım. 8.22.
Salı günleri iş yerinde toplantı olur. "Büyük"lerimizin o günkü ruh haline göre 8.30'dan 9.10'a herhangi bir saatte başlayabilir toplantı. Geç kalmamak için 8.25'te hazır ve nazır olmak gerekir. Geç kalmaya karar verdiğim için yolda da hiç acele etmedim. 8.47'de arabamı park etmiştim. Asansör bekledim, yukarı çıktım, odama geldim. Maalesef toplantı başlamamıştı ve geç kalamamıştım. Çayımı aldım, biraz lak lak ettim ve "büyük"lerimiz uygun görünce başladık toplantıya.

Bu salıları ve cumaları olan toplantılarda hiçbir rolüm yok aslında. Orada bulunmak tek sorumluluğum. Bana bir soru sorulması, yeni bir görev verilmesi olasılığı da yok. Konuyla gerçek anlamda bir ilgim de yok. Ama orada olmam isteniyor diye oradayım işte. Bir asker gibi, sorgulamadan. Sonra toplantı bitti. Kalkıp odalarımıza gittik. Çalıştığım yerde tadilat var. Bir sürü bölüm kapalı bu yüzden. Herkese çalışacak alternatif bir yer bulundu ama bana bulunamadı. Eylülden beri oturuyorum odamda. Oda arkadaşlarım çalışıyor. Bense başka şeyler yapıyorum. "Büyük"lerimiz merak etmiyor pek ne yaptığımı. Salı sabahı orada mıyım? Evet! Peki cuma? Evet! Sorun yok.

Eylülden önce, tadilata başlamadan önce yani, haziranda mesela ya da geçen nisanda harıl harıl çalışırdım. Sıkılmazdım da pek çalışırken. Ama şimdi işlerimi yapacağım bir yer bulunursa diye korkuyorum resmen. Ne tuhaf (!) ki hevesimi, motivasyonumu kaybettim. Önceden toplantılarda benden istenmeyen şeyleri yapardım. Ya da kendi kendime, ek işler üretirdim, ek çalışmalar yapardım. Artık böylesi bir şey mümkün değil. İçimden gelmiyor ama bunun dışında aklıma bir fikir bile gelmiyor.

Her sabah gelmeye devam etsem de zihin olarak istifa ettim ben.

Neyse toplantıdan sonra yerime oturdum. Maillerime baktım. Facebooka baktım. Zaytunga baktım. Biraz kitap okudum. Bir oda arkadaşım "hadi yemeğe" dedi. Yemeğe gittik ve 90 dakika boyunca ne berbat bir yerde çalıştığımızı konuştuk. Sonra odaya geldik. O çalışmaya başladı. Ben de kitabımı okumaya.

Bazen gerçekten var mıyım diye düşünüyorum...

15 dakika sonra işten çıkıp görüşme yapmaya gideceğim. Bir işe yarayacağım. Saat 18'de. Uyandıktan 11 saat sonra.

Peki, bir deyiver bana, ben neden hala buradayım sevgili okur?

4 yorum:

pınar dedi ki...

hal ve gidişatın iç açıcı degil su an da ama ben bu bloga bayıldım :) senden bir şeyler dinlemek zaten çok zevkli geliyor bana inanamıyorum artık yazıların var aynı keyif onlarda da var :) olumsuz şeyleri senden dinlerken anlatışın bana keyif veriyor. çünkü çok mizahi bir dille çok tatlı anlatıyorsun. tabi boyle olunca bazen duyguna eşlik edemedğim de olmuyor değil! neyse ileride kitaplarını okuruz bakarsın :)

luleli dedi ki...

Canım benim, seninleyken keyifli oluyorum da o yüzden anlattıklarım keyif veriyordur :)
yaaa kitap yazar mıyım dersin...
"Bir bütünleşemedim gitti"
ya da daha akademikse
"Büyüyemeyen ve Bütünleşemeyenlere"
alt başlık - büyüyemeyenlerden farkınız manidar değil (p<.05)
olmaz mı? olmaz mı?

Hepsi Rüya Hepsi Gerçek dedi ki...

Haha :) Çok başarılı! Adı bile cezbetti, ben olsam kesin alırdım bu kitabı.

文章 dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.