7.4.09

...








I'm sorry
When something is missing
When something is broken
I get the blame
It seems as if I'm always blamed
So I
Apologize -
Feeling angry
And humiliated
But not a bit
Sorry.

Cindy Herbert - I See a Child

16.3.09

Yalın Ayak Prenses ve Prens


... ve Külkedisi kaçarken, pabucu ayağından fırladı. Ertesi gün Prens, (gönlünün ısındığı kadına varacağına) ayağı bu pabuca sığacak genç kızı aramaya koyuldu. Ülkenin tüm kızları, Prens tarafından beğenilmek için, ayaklarını daha ufak hale getirme çabasına giriştiler.

İşte o gün bu gündür kadınlar, ayaklarını, erkekler tarafından belirlenmiş kalıplara sıkıştırmaya çalışır, böyle yaparak erkeğin Prensesi olacaklarını düşler dururlar. Zaman geçtikçe topallamalarının, kendilerini depresif hissetmelerinin sebeplerini sürekli kendi eksikliklerinde arayarak... Ve "pabucun" ne denli geçerli olduğunu hiç sorgulamadan...

Erkekler ise ellerindeki "ayakkabıya" (veya düşlerindeki kalıba) "ayağını" (kendini) sıkıştıracak kadını arar; "ayağı" sıkışmış bir kadının ne denli gerçek, ne kadar huzurlu, mutlu olup; mutlu edebileceğini bile sorgulamadan...

Ve birlikte yalınayak yaşayabilmenin özgür keyfinden habersizce...

Leyla Navaro'nun "İki Boy Ufak Pabuç" adlı kitabından yukarıdaki alıntı.
Bu kitapta Leyla Navaro, duygusal ilişkileri hem erkeğin hem de kadının açısından bakarak çok güzel incelemiş gerçekten. İlişki sürecindeki ve ayrılık sonrası depresyonları, sebeplerini örnekleyerek anlatmış. Ve siz sormadan ben söyleyeyim, erkeklerin yarattığı kalıpların belli bir süre sonra en büyük takipçisinin, denetçisinin kadınlar olduğunu da üzerine basa basa belirtmiş... Türk kültürü gözönüne alınarak yazılmış bu kitabı evlenmeyi hiç düşünmeyen, düşünen ama daha zamanı var diyen, evlilik arifesinde olan, evli, boşanmış, uzun süreli bir ilişki yaşayan veya bir ilişkiye başlamakta zorlanan, daha da uzatabilirim bu listeyi ama kısaca, herkese tavsiye ediyorum. :)

resim linki : http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/walt_disney/cinderella/cinderella14.jpg

16.1.09

Turuncu Günler Başlıyoooor

S., canım dostum, turuncu bir düş sundu bana..

Sazlı sözlü, pek keyifli bir içki sofrasında, dostlarımla eğlenip S.'nin doğumunu kutlarken, yine hayal kurmaya başladım, hayalle beraber umutlar, beklentiler, heyecanlar ve kaygılar sardı içimi. S., sağımda.. Ben sürekli keşke keşke diyip mızmızlandığım hayalimi S.'ye anlatınca, "Evet P. neden olmasın!" dedi coşkuyla.

Üniversiteye girdiğim günden beri kurduğum ve bir sürü sefer zamanının gelmediğine ya da imkansızlığına kendimi inandırdığım hayal gerçeğe yaklaştı. S.'nin bakışlarındaki heyecan, sesindeki coşku korkularımı kaygılarımı silip götürdü. Uzun zamandır atmaya çekindiğim bir adımı onunla atacak olmak güven verdi bana... Evet, "Vakti gelmeden çiçek açmaz. Vaktinde açan meyve verir." sözünü bu yüzden çok seviyorum. Daha önce neden kendimi durdurduğumu artık anlıyorum.

Şimdi o hayalin bir rengi var.. Turuncu.. Bundan sonra hayatın turuncu yollarında S. ile ve diğer sevdiklerimle beraber yürüyeceğim... Teşekkür ederim S., bu yola beraber çıktığımız için...

15.12.08

Riskler ve "Var" oluş

Ben ortaokula giderken, bir yaz tatilinde annemle denize giriyorduk. Bir yandan da sohbet ediyorduk. Annem bana, her şey tersini de içinde barındırıyor, ne kadar garip di mi? demişti. Sohbetin bu kısmı çok kısa sürmüştü çünkü bu söz benim için hiçbir şey ifade etmiyordu o zaman. "Ay ne alakası var, şimdi sınavdan 5 almak içinde 1 almayı da barındırıyorsa 1 alayım 5 almışım gibi davranın" gibi bir cevap vermiştim :)

Şimdi aradan 12-13 yıl geçti ve yeni öğreniyorum her şeyin zıttını nasıl içinde barındırdığını. Ve bu durumun bizim hayatta ne gibi riskler almamıza ya da almamamıza yol açtığını. Davranışlarımızı nasıl kontrol ettiğini.

Bunu fark etmeden önce, örneğin eve bir kedi almak istiyorsam, o kedinin gün gelip hastalanmasını ya da ölmesini de görebileceğimi düşünüp almazdım. Yani hep yanımda olmayacaksa hiç olmasın gibi bir şey.

Halbuki, insan kaybetmek için bir şeyleri riske attıkça kazanmaya da açık hale geliyormuş. Başarısızlığa en yakın olduğunda başarıya da yaklaşıyormuş. İflas etme olasılığıyla para kazanma olasılığı aynı yerde başlıyormuş. Hatta ilişkilerde bile taraflar karşısındakini kaybetmeyi göze alınca ilişki varoluyormuş.

Her zaman geçerli mi bilmem ama sanırım riske attıklarımız kadar varız.

4.12.08

Her işte bir yavaşlık var...

Her iş yavaş başlar!

Her iş gerçekten yavaş mı başlar emin değilim aslına bakarsanız. Hızlı başlayan işler de oldu hayatımda. Ama bir süre sonra onlar da yavaşladılar. Belki o yavaşlama anında daha yeni başlıyorlardı aslında... Bilmiyorum.

Asıl bildiğim olmasını çok istediğim şeylerin (ki olmasını az istediğim bir şey yok benim, istediğim her şeyi çok istiyorum :) ) yavaş başlaması veya başladıktan sonra yavaşlaması umutsuzluğumu arttırıyor ve toptan vazgeçmeme sebep oluyor. O yüzden dün bir dostum (M.İ.) bana bu sözü söyleyince çok rahatladım.

Sadece, şimdi hızlı başlayan işler dışarıda kaldığından içimde yine bir huzursuzluk başladı (ki benim içimden huzursuzluk eksik olmaz :) )

O yüzden bu sözü kendime uyarlıyorum:
Her işte bir yavaşlık vardır.