26.11.09

Self & Other




There is no "self" without "other".
Just as darkness is defined in contrast to light
So the self is defined
And distinguished from that
Which is not-self.
Perls, 1978

23.11.09

Neden Böyle Oluyor?


Gerçekten bir cevap arıyorum...
Neden böyle oluyor?

Oysa ki bir ay öncesinden biliyordum bir ödev hazırlamam gerektiğini. Ama bir satır bile okumadım. Bununla kalmadım, okuduğum romanı da hiç elime almadım. Bununla da kalmadım, hazırlamayı planladığım bilgilendirme broşürlerine de başlamadım.

Ödev teslimine bir hafta kala roman okumaya başladım. Çok heyecanlı bir yere geldi, ama vaktim yok şimdi de onu okumaya.

Ödev teslimine üç gün kaldı, masanın başına oturdum. Bilgilendirme broşürleri için taslak oluşturmaya başladım. Kitap bölümleri işaretliyorum, oralardan beğendiğim yöntemleri birleştirmek ve yazmaya başlamak istiyorum. Ama vaktim yok şimdi bunları yapmaya.

Uyuduğum 6 saati çıkarırsak 9 saattir masanın başındayım ve hala başlamadım ödev için makaleleri okumaya... Ya da daha kötüsü, henüz ne okuyacağımı bile bilmiyorum...

Neden böyle oluyor?
Bazen kendime sinir oluyorum!

13.11.09

Kapatma

7 aydır yazmıyormuşum. 4-5 tane taslak vardı, yazmaya başlayıp sonra tamamlamadığım ya da beğenmeyip yayınlamadığım.

Yine yazıp beğenmeme olasılığım yüksek.
O yüzden bir şey anlatmayacağım.
Sadece bir giriş yapıyorum.

Bu arayı kapatma yazısı.
Kapatıyoruuuum,
Kapattım!

7.4.09

...








I'm sorry
When something is missing
When something is broken
I get the blame
It seems as if I'm always blamed
So I
Apologize -
Feeling angry
And humiliated
But not a bit
Sorry.

Cindy Herbert - I See a Child

16.3.09

Yalın Ayak Prenses ve Prens


... ve Külkedisi kaçarken, pabucu ayağından fırladı. Ertesi gün Prens, (gönlünün ısındığı kadına varacağına) ayağı bu pabuca sığacak genç kızı aramaya koyuldu. Ülkenin tüm kızları, Prens tarafından beğenilmek için, ayaklarını daha ufak hale getirme çabasına giriştiler.

İşte o gün bu gündür kadınlar, ayaklarını, erkekler tarafından belirlenmiş kalıplara sıkıştırmaya çalışır, böyle yaparak erkeğin Prensesi olacaklarını düşler dururlar. Zaman geçtikçe topallamalarının, kendilerini depresif hissetmelerinin sebeplerini sürekli kendi eksikliklerinde arayarak... Ve "pabucun" ne denli geçerli olduğunu hiç sorgulamadan...

Erkekler ise ellerindeki "ayakkabıya" (veya düşlerindeki kalıba) "ayağını" (kendini) sıkıştıracak kadını arar; "ayağı" sıkışmış bir kadının ne denli gerçek, ne kadar huzurlu, mutlu olup; mutlu edebileceğini bile sorgulamadan...

Ve birlikte yalınayak yaşayabilmenin özgür keyfinden habersizce...

Leyla Navaro'nun "İki Boy Ufak Pabuç" adlı kitabından yukarıdaki alıntı.
Bu kitapta Leyla Navaro, duygusal ilişkileri hem erkeğin hem de kadının açısından bakarak çok güzel incelemiş gerçekten. İlişki sürecindeki ve ayrılık sonrası depresyonları, sebeplerini örnekleyerek anlatmış. Ve siz sormadan ben söyleyeyim, erkeklerin yarattığı kalıpların belli bir süre sonra en büyük takipçisinin, denetçisinin kadınlar olduğunu da üzerine basa basa belirtmiş... Türk kültürü gözönüne alınarak yazılmış bu kitabı evlenmeyi hiç düşünmeyen, düşünen ama daha zamanı var diyen, evlilik arifesinde olan, evli, boşanmış, uzun süreli bir ilişki yaşayan veya bir ilişkiye başlamakta zorlanan, daha da uzatabilirim bu listeyi ama kısaca, herkese tavsiye ediyorum. :)

resim linki : http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/walt_disney/cinderella/cinderella14.jpg