23.11.09

Neden Böyle Oluyor?


Gerçekten bir cevap arıyorum...
Neden böyle oluyor?

Oysa ki bir ay öncesinden biliyordum bir ödev hazırlamam gerektiğini. Ama bir satır bile okumadım. Bununla kalmadım, okuduğum romanı da hiç elime almadım. Bununla da kalmadım, hazırlamayı planladığım bilgilendirme broşürlerine de başlamadım.

Ödev teslimine bir hafta kala roman okumaya başladım. Çok heyecanlı bir yere geldi, ama vaktim yok şimdi de onu okumaya.

Ödev teslimine üç gün kaldı, masanın başına oturdum. Bilgilendirme broşürleri için taslak oluşturmaya başladım. Kitap bölümleri işaretliyorum, oralardan beğendiğim yöntemleri birleştirmek ve yazmaya başlamak istiyorum. Ama vaktim yok şimdi bunları yapmaya.

Uyuduğum 6 saati çıkarırsak 9 saattir masanın başındayım ve hala başlamadım ödev için makaleleri okumaya... Ya da daha kötüsü, henüz ne okuyacağımı bile bilmiyorum...

Neden böyle oluyor?
Bazen kendime sinir oluyorum!

13.11.09

Kapatma

7 aydır yazmıyormuşum. 4-5 tane taslak vardı, yazmaya başlayıp sonra tamamlamadığım ya da beğenmeyip yayınlamadığım.

Yine yazıp beğenmeme olasılığım yüksek.
O yüzden bir şey anlatmayacağım.
Sadece bir giriş yapıyorum.

Bu arayı kapatma yazısı.
Kapatıyoruuuum,
Kapattım!

7.4.09

...








I'm sorry
When something is missing
When something is broken
I get the blame
It seems as if I'm always blamed
So I
Apologize -
Feeling angry
And humiliated
But not a bit
Sorry.

Cindy Herbert - I See a Child

16.3.09

Yalın Ayak Prenses ve Prens


... ve Külkedisi kaçarken, pabucu ayağından fırladı. Ertesi gün Prens, (gönlünün ısındığı kadına varacağına) ayağı bu pabuca sığacak genç kızı aramaya koyuldu. Ülkenin tüm kızları, Prens tarafından beğenilmek için, ayaklarını daha ufak hale getirme çabasına giriştiler.

İşte o gün bu gündür kadınlar, ayaklarını, erkekler tarafından belirlenmiş kalıplara sıkıştırmaya çalışır, böyle yaparak erkeğin Prensesi olacaklarını düşler dururlar. Zaman geçtikçe topallamalarının, kendilerini depresif hissetmelerinin sebeplerini sürekli kendi eksikliklerinde arayarak... Ve "pabucun" ne denli geçerli olduğunu hiç sorgulamadan...

Erkekler ise ellerindeki "ayakkabıya" (veya düşlerindeki kalıba) "ayağını" (kendini) sıkıştıracak kadını arar; "ayağı" sıkışmış bir kadının ne denli gerçek, ne kadar huzurlu, mutlu olup; mutlu edebileceğini bile sorgulamadan...

Ve birlikte yalınayak yaşayabilmenin özgür keyfinden habersizce...

Leyla Navaro'nun "İki Boy Ufak Pabuç" adlı kitabından yukarıdaki alıntı.
Bu kitapta Leyla Navaro, duygusal ilişkileri hem erkeğin hem de kadının açısından bakarak çok güzel incelemiş gerçekten. İlişki sürecindeki ve ayrılık sonrası depresyonları, sebeplerini örnekleyerek anlatmış. Ve siz sormadan ben söyleyeyim, erkeklerin yarattığı kalıpların belli bir süre sonra en büyük takipçisinin, denetçisinin kadınlar olduğunu da üzerine basa basa belirtmiş... Türk kültürü gözönüne alınarak yazılmış bu kitabı evlenmeyi hiç düşünmeyen, düşünen ama daha zamanı var diyen, evlilik arifesinde olan, evli, boşanmış, uzun süreli bir ilişki yaşayan veya bir ilişkiye başlamakta zorlanan, daha da uzatabilirim bu listeyi ama kısaca, herkese tavsiye ediyorum. :)

resim linki : http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/walt_disney/cinderella/cinderella14.jpg

16.1.09

Turuncu Günler Başlıyoooor

S., canım dostum, turuncu bir düş sundu bana..

Sazlı sözlü, pek keyifli bir içki sofrasında, dostlarımla eğlenip S.'nin doğumunu kutlarken, yine hayal kurmaya başladım, hayalle beraber umutlar, beklentiler, heyecanlar ve kaygılar sardı içimi. S., sağımda.. Ben sürekli keşke keşke diyip mızmızlandığım hayalimi S.'ye anlatınca, "Evet P. neden olmasın!" dedi coşkuyla.

Üniversiteye girdiğim günden beri kurduğum ve bir sürü sefer zamanının gelmediğine ya da imkansızlığına kendimi inandırdığım hayal gerçeğe yaklaştı. S.'nin bakışlarındaki heyecan, sesindeki coşku korkularımı kaygılarımı silip götürdü. Uzun zamandır atmaya çekindiğim bir adımı onunla atacak olmak güven verdi bana... Evet, "Vakti gelmeden çiçek açmaz. Vaktinde açan meyve verir." sözünü bu yüzden çok seviyorum. Daha önce neden kendimi durdurduğumu artık anlıyorum.

Şimdi o hayalin bir rengi var.. Turuncu.. Bundan sonra hayatın turuncu yollarında S. ile ve diğer sevdiklerimle beraber yürüyeceğim... Teşekkür ederim S., bu yola beraber çıktığımız için...